Ana Sayfa | Hayatı | Yazıları | Anılar | Basından | Foto Galeri | Videolar | Ziyaretçi Defteri
Kenan ÖZKAYA
Seni Unutmayacağız Mustafa

Hani derler ya, kırk yıl düşünsem o güleç, sevecen, insan canlısı, doğa hayranı, gerçek Giresun sever Mustafa Dağ arkadaşımız için dergimize onun ölümünden dolayı bir yazı yazacağım, aklımın köşesinden bile geçmezdi.

Ama o adı gibi soğuk, insanı için için kemiren sinsi hastalık, onu aramızdan aldı götürdü.

Ben Mustafa Dağ'ı küçüklüğümden tanırdım. O sarışın, mavi gözlü, kusursuz fiziğe sahip delikanlı, lise yıllarında bizim mahallede otururdu. Hani küçükler kendinden üç beş yaş büyükleri taklit edip onlar gibi davranmak, onlar gibi konuşmak, onlar gibi hareket etmek isterler ya; ben de ortaokul yıllarımda arada bir bizim sokakta, zaman zaman Poyraz Çeşmesi başında, kimi zaman da Hacıhüseyin yokuşunda gördüğüm Mustafa Dağ'a hayranlık duyardım. Çünkü O, Dereli'de lise yokken Giresun'a gelip, deyim yerindeyse tıkır tıkır o yıllarda liseyi bitirip Ziraat Fakültesi'ne girmeye hak kazanan yiğit, çalışkan, özverili bir Anadolu çocuğuydu.

Mustafa Dağ, gerçek bir Giresun âşığıydı. Gerçek bir doğa hayranıydı. Müşfik bir baba, dört dörtlük bir aile reisiydi.

Hafta içinden hepimize tek tek ulaşır, yine Giresun'un hangi dağlık kesiminin hiç bilinmeyen tepelerine bizi rüzgâr gibi uçururdu.

Mutlu gider, mutlu dönerdik O'nunla.

Matarasıyla, sırt çantasıyla, şapkasıyla yelek ve pantolonuyla, bastonuyla ve doğa şartlarına uygun ayakkabısıyla çayırlar, taşlar üzerinde yürümek O'na ne güzel yakışıyordu. Hayat arkadaşı, can dostu, aynı yastığa yıllarca baş koyduğu sevgili eşi Nurhan Hanım'la yan yana dağlar, tepeler aşması O'nu ne kadar da mutlu ediyordu.

Köpeği Riki ile oynaşmak, O'nu çocuklar gibi keyiflendiriyordu.



"Cumartesi Doğacıları" adını koyduğu dağ gezginleri, O'nun olduğu yerde ne kadar da mutluydu.

Bilmediğimiz yerleri seninle tanıdık. Senin sayende gördük Karagöl, Sağrak ve Aygır Gölü'nü...

Senin sayende tanıdık Başçatak'ı, Çoban bağırtan'ı, Turna Ovası'nı, Yavşan Vadisi'ni.

Sevgili Mustafa Dağ'ın sayesinde arkadaşlığın, dostluğun, paylaşımın ne demek olduğunu daha iyi öğrendik.

O, bir gerçek Giresun sevdalısıydı.

"Transit yola hayır, bölünmüş yola evet!" sözünün gerçekleşmesini çok istiyordu.

O, 2004 yılında Mart sayısında Giresun Dergisi'nde yazdığı "Transit Cinayetin Son Durumu" başlıklı yazısında "Transit yol kapkara bir yılan gibi denizle şehrin arasına yatırılacak; Karadeniz'e, kıyı kente, insan sahile hasret bırakılacak" demişti.

Sevgili Dağ!

Krokiler çizmiştin. Denizi doldurup uzun sahil boyunca oyun alanları, bisiklet yolları, parklar, bahçeler kurmuştun hayalinde. Şehiriçi dolmuşlarının arka camına yapıştırmıştın bunları.

Hep birlikte... Cumartesi Doğacıları arkadaşlarınla...

Giresun'un gerçek sahipleriyle...

Ama başaramadık, beceremedik Mustafa!

Giresun sahil yolu, istediğin gibi olmadı.

Çok bilenler senin başlattığın savaşı ne acıdır ki yenilgiyle bitirdiler.

Sen, bizlerin, Giresun'un gerçek sevdalılarının gönlünde yaşıyorsun.

Aksu Şenlikleri, Kaledeki şelale, Atapark'taki güller, gezdiğin dağlar taşlar, daha niceleri sana gülümsüyor görüyor musun?

Hepsi, arkadaşların seni çok sevdiklerini söylüyor, duyuyor musun?

Sen bizim kalbimizde daima yaşayacaksın.

Seni unutmayacağız.

-------------------------------------------------------------------------

Kaynak: Giresun Dergisi (Yıl:21 Sayı:237 Ekim 2007)

Ana Sayfa | Hayatı | Yazıları | Anılar | Basından | Foto Galeri | Videolar | Ziyaretçi Defteri
Copyright © 2008 www.mustafadag.net - Tüm hakları saklıdır.
Bu sitedeki tüm materyaller kaynak gösterilerek kullanılabilir.