|
Sağlığında kıymetini bilemediğimiz insanlar aramızdan
ayrıldıklarında övgüler yağdırır, en anlamlı ve parlak kelimeleri
arka arkaya dizeriz.
Giresun'da iz bırakan Ali Gülertekin'i, Ahmet Emanet'i
kaybetmiştik son zamanlarda... Mustafa Dağ'ın ölümü ile
sarsıldık şimdi de...
Mustafa Dağ ağabeyimiz de, yaşarken kıymetini bilemediğimiz
beyinlerdendi...
***
Şöyle geriye, 1979'lu yıllara giderek bir analiz yapmak
isterim.
Mustafa Dağ ile aynı mahallede otururduk. Ancak ben onunla
1979 yılında Yeşilgiresun Gazetesi'nde işe başladığımda
tanışma şansı buldum.
Mustafa Dağ düşünen, fikir üreten ve uygulayan biriydi.
Çok düzenli çalışırdı.
Yeşilgiresun Gazetesi'ne çok büyük yenilikler getirdi.
Bizimle her ay toplantı yapar, mesleki bilgiler verirdi.
Siyasi görüşü nedeniyle 12 Eylül öncesinde hem eşi hem
de kendisi, bazı siyasi partilerin temsilcilerinin baskısı
altında kaldı. Görevinden alınmakla, sürülmekle tehdit edildi!
Fiskobirlik'de görev yaparken, etkileyici tasarımlar
ve büroşürler hazırladı.
Bir süre sonra Mehmet Yüksel ağabeyimiz ile Foto Basın'ı
açtı. Çok önemli fotoğraflar çekti. Giresun'un bütün tarihi
binalarını, kapı kollarına kadar fotoğrafladı. Müthiş arşivi
vardı.
Bir dönem Giresunspor'un Çotanak Dergisi'ni çıkardı.
Dergiyi sanat eseri yaratırmış gibi özenle hazırlardı, işine
çok titizdi. Gazeteciliğe de çok yakışırdı.
***
Benim mesleki açıdan ilerlememde çok büyük katkısı olmuştur.
Bir ay süreyle, merkezi Trabzon'da bulunan Karadeniz
Gazetesi'nin Giresun muhabirliğini yürüttüm. Gazetenin Genel
Yayın Müdürü Mustafa Noyan'ın dikkatini çekmişim. Noyan
birgün Mustafa Dağ'ı aramış, benimle ilgili bilgi almış.
Bir gün sonra Mustafa Dağ beni Fiskobirlik'e çağırdı.
Gittiğimde Mustafa Noyan'da oradaydı. Mustafa Dağ beni
Mustafa Noyan ile tanıştırdı. Kısa süren görüşmenin ardından
Mustafa Noyan beni Trabzon'a götürdü, Karadeniz Gazetesi'nde
kadrolu olarak işe başlattı. Benim Giresun'dan ayrılıp,
Trabzon'a geliş sürecim Mustafa Dağ'ın referansıyla başlamıştı.
***
Mustafa Dağ tartışmasız bir Giresun sevdalısıydı. Ve
Mustafa Dağ Giresun için biçilmiş bir kültür ve sanat adamıydı.
Ben onu hep, Kültür ve Turizm Müdürü olarak hayal ederdim.
Özel nedenlerden ötürü Antalya'ya yerleşmek zorunda kaldı.
Bedeni orada, yüreği Giresun'daydı. _ Son yıllarda kendini
doğaya adamıştı. Ekipler kurdu, yeni yerler keşfetti. İnsanlara
doğa ve fotoğraf sevgisi aşıladı.
Bir keresinde Artvin'deki Kafkasör Boğa Güreşleri'nde
karşılaştık. Bir başka gün, Trabzon'un Uzungöl beldesinde,
ve bir başka iş gezisi sırasında Giresun'un Kümbet Yaylasında
görüştük. Giresun üzerine konuştuk, söyleştik.
Bir sonbahar günü Mustafa Dağ ve Ünal Malkoç ile Giresun'daki
Millet Bahçesi'nde buluştuk. Susamsız Giresun simidi, peynir,
zeytin aldık. Çaylar Cevdet Turan'dan geldi.
Onun doğa sevgisini bildiğim için zaman zaman arardım.
Birgün Sis Dağı'nın zirvesinden, birgün Fatsa sahilinden,
bir başka gün Şavşat Kocabey yaylasından telefonunu çaldırdım.
Hastalığının son günlerinde de aradım, "Arkadaşlar bana
Giresun'u gezdiriyorlar" dedi. Çok üzülmüştüm.
***
Mustafa Dağ'ı kim kaybetti?
Sadece biz arkadaşları, dostları mı kaybettik?
Kesinlikle hayır! Gerçekte Giresun ve Giresunlu kaybetti.
Kentin dağları, yaylaları kaybetti. Kentin kültürü, sosyal
yaşamı kaybetti. Kentin basını kaybetti. Kentin belediyesi.
Dedik ya, Giresun kaybetti.
-------------------------------------------------------------------------
Kaynak: Giresun Dergisi (Yıl:21 Sayı:237 Ekim 2007)
|