|
Geçmişteki birçok yazımda "1960'lardaki büyük katliamdan
canını zor kurtarabilmiş son koylarımıza, son kumluklarımıza,
son kıyılarımıza kıymayın. Şunu çok iyi bilesiniz ki, dönüştürülen
kıyılarımızın hesabını veremeyiz" demiştim.
Elbette bizim sesimize kulak veren olmadı. Bizim sesimizle
birlikte TEMA temsilcilerinin, Çevre Derneklerinin, aklı
başında bilim adamlarının da sesini duyan olmadı. Çünkü
çevrecilik ve çevreye sahip çıkmak rant sağlayan bir olay
olmadığı için bizlere "Başka işiniz yok mu yahu?" diyenlerimiz
daha çok oldu.
Çevrecilik adına bağıran bizlerin sesi, yapılan işin
siyasal rantını paylaşmak arzusu ile yanıp tutuşan siyasilerimizin
isterik naraları arasında kayboldu gitti. O günlerde Ordu
Belediye Başkanı elinde "Ordu Sahilinden Geçen Duble Yola
Hayır" pankartı ile çevrecilerin önüne düşüp miting düzenlerken,
bizim belediye başkanımız, Bayındırlık Bakanı Onur Kumbaracıbaşı'na
haber gönderip "Transit yolu şehrimin içinden geçiremezsiniz,
belediye başkanı olarak Giresun'daki temel atma töreninize
katılmam, size küserim ha!" diye naz yapıyordu. Yeşil Giresun'un
doğu görüntüsünü mide bulandırıcı hale getiren, Gemiler
Çekeği yalısının doğal haritasını değiştiren şu andaki çirkin
dolgu 1994'deki işte bu nazın eseridir.
İşte o günlerden bu günlere geldik. 1993'lerde plansız,
projesiz başlatılan ünlü Doğu Karadeniz Duble Sahil Yolu
vahşi yeşille koyu mavinin çırılçıplak öpüşüp seviştiği
güzelim kıyıları yedi başlı canavarın iştahı ile yiyip bitirdi.
Karadeniz'de 20. yüzyılın en büyük doğa katliamı gerçekleştirildi.
Çocuklarımızın geçtiği sahillerimiz bir anda taş yığınına
döndürüldü, yeşil ile mavi kumluklarda buluşmaya hasret
kaldılar.
Tarihin en büyük doğa cinayeti gözümüzün önünde işlenirken
bizim siyasilerimiz ne idiğü belirsiz, geleceği bile kesinleşmemiş
bir kıçı kırık Yüzer-Gezer Santralı Giresun'a sokmamak için
Çevrecilik Edebiyatı yapıyorlardı.
Plansız-programsız başlanılan bu hengâmede bizimkiler
seyrederken Samsun ve Trabzon daha işin başında projeyi
şehir dışına uygun hazırlattırdı. Komşumuz Ordu ise; ilk
projede yol şehir içinden geçerken, gücünü ortaya koyup
transit yolu şehir dışına çıkarmayı ve güneyden geçirmeyi
başardı. Bu anlattıklarım resmi belgelerle sabittir ve elimizdedir,
arzu edenlere gösterebiliriz.
Tirebolu'nun Beygir Kumu; Espiye'nin Arıdurak; Keşap'ın
Ağcakum ve Köstembil; Bulancak'ın, Fener; Piraziz'in, Sağlık
Ocağı plajları, kıvrım kıvrım koylarımız birer birer tarihe
karışırken kılı kıpırdamayan yetkili ve siyasilerimizin
dozer ve kepçeler Giresun'un kapısına dayanınca bir anda
seslerini duyar olduk.
Tıpkı, iş işten geçtikten sonra yıllar boyu tartışıp,
sen-ben suçlamasına girdiğimiz 4325 sayılı teşvik yasasında
olduğu gibi.
Bu konudaki ilk çıkışı Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Sayın İbrahim Yamak'ın ağzından 2001 yılının nisan ayı içinde
işittik.
Yamak, yol için ilk kazmanın vuruluşundan tam 7 yıl sonra
Karadeniz Duble sahil yolunun Giresun şehir içinden geçirilmesine
isyan etti. Bununla da yetinmedi, olayı siyasilerin de katıldığı
geniş bir platforma taşımayı başardı. Bu konuda hiçbir şey
yapmamış birçok siyasimiz ise Ona "Bu güne kadar aklın nerede
idi İbrahim Bey?" diyerek, en azından ortalığı renklendirdiler.
Çok geç bir tepki de olsa İbrahim Yamak, isyanında çok haklıdır.
Zamanlamasına katılmıyorum ama isyanına neden olan konuda
kendisini yürekten destekliyorum.
Şehirlerarası yol dediğimiz transit yolların toplu yerleşim
yerlerinden geçirilmesi artık çağdışı bir olaydır. Kalkınmada
en geri kalmış ülkelerde bile böyle bir uygulama yoktur.
Ankara, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Erzurum, Bursa, Çorum,
Afyon ve daha birçok ilimiz şehirlerarası yolunu çoktan
şehir dışına atmıştır.
Avrupa'da şehir dışına çoktan atılmış transit yollardan
geçen vasıtaların çıkardığı gürültülerin, halkı rahatsız
etmemesi için şimdilerde yol kenarlarına yeşil bitkilerle
kaplı beton gürültü kesme perdeleri inşa edilmektedir.
İnsana ve doğaya değer veren ülkelerde durum bu iken;
Giresun'da şehir içinden geçecek transit yola öncelikle
karşı çıkması gereken bir belediye başkanı ne gariptir ki
alkış tutmuştur. İşte bu gariplikte Giresun Belediye Başkanının
yol açtığı boşluğu dolduran Sayın İbrahim Yamak'ı zamanlamasındaki
hatasını göz ardı edip hassasiyetinden dolayı kutluyorum.
Keşke aynı duyarlılığı daha işin başında öncelikle merkez,
sonra da sahillerimiz boyunca teşbih tanesi gibi dizilmiş
yerel yönetimlerin başkanları da gösterebilseydi ve böylece
25-30 yıl ömür biçilen bu çirkin yol ikinci defa kıyılarımızı
boğazlamasaydı.
Ötesi berisi yok. Duble Sahil Yolu projelendirilirken
Giresunlu resmen "Enayi" yerine konulmuştur.
Soruyorum sizlere;
Samsun'da Transit Yol nereden geçirilmektedir? Cevap;
Şehir dışından.
Ordu'da transit yol nereden geçirilmektedir? Cevap; Şehir
dışından.
Trabzon'da Transit yol nereden geçirilecektir? Cevap;
Şehir dışından.
Sıkı durun şimdi;
Giresun'da Transit yol nereden geçecektir? Cevap; Şehir
içinden.
Hangi önlem alınırsa alınsın, şehir içinden geçirilecek
Transit Yol Ölüm demektir, Kan demektir, Sakatlık demektir,
Gözyaşı demektir, Gürültü demektir, Stres ve Korku dolu
bir yaşam demektir. Her şeyden önce insana ve doğaya saygısızlık
demektir.
Bu durumda bizler Enayi yerine konulmuyoruz da ne yerine
konuluyoruz?
Transit Yolu Ordu'nun Koç Boynuzu'ndan aşıran teknoloji
nasıl olur da Giresun'un güneyini geçemez. Çocuk mu kandırıyorlar.
Yoksa Giresunlunun canı Samsunlunun, Ordulunun, Trabzonlunun
canı kadar kıymetli değil midir?
Bu doğa katili yolun şehir içi geçiş projesini öve öve
bitiremeyenler, yolun Giresun'un içinden geçirilmesi için
1994 yılında bakan Kumbaracıbaşı ile birlikte davul çalıp,
boyalı fişek fırlatıp temel atanlar bana bir söylesinler
hele; Giresunlu daha az mı insandır?
Bir garip tecellidir ki, Giresun şehri adına şu anda
da en yetkili makamda bulunan o günkü kararın şakşakçılarına
sormak ve yanıt almak istiyorum.
Biz Giresunlular çok mu değersiziz? Bizi sizler de onlar
gibi mi görmüş, yedi yıl önceki bu tarihi yanlışlığa onun
için mi karşı çıkmak gereğini duymamıştınız?
Yoksa biz Giresunluların aklı hep sonradan mı başına
gelir? Böylesine bilmediğimiz genetik özelliğimiz mi var?
Allah aşkına, lütfen buna bir cevap veriniz.
Şimdilik kalın sağlıcakla…
-------------------------------------------
Haziran-2001
|