|
Giresun’un Topal Osman Ağa’sı 2 Nisan 1923 tarihinde,
Çankaya sırtlarında bir gece yarısı, yeni rejimin adının
Cumhuriyet olabilmesi için göz göre göre feda edilmişti.
Olsun. Bu olaydan dolayı hiç kimseye kırgınlığımız ve
kızgınlığımız yoktur.
İhtilaller çoğu zaman kendi çocuklarını da yemiştir.
Cumhuriyet için, bu vatan için; değil bir, bin Giresunlu
Topal Osman feda olsun.
Ancak işte bu Osman Ağa şimdilerde; O’nun kemiklerini,
hatta Giresun Kalesi’nin en yüksek noktasına mezarının yapılması
için bizzat talimat veren Atatürk’ün kemiklerini sızlatan
çirkin bir oyunla karşı karşıyadır.
Ne acıdır ki samimi hiçbir Giresunlunun izah edemediği
bu çirkin oyunun başını Giresun’u yönetmek ve Giresunluya
sahip çıkmak üzere yetki verilmiş kişiler çekmektedir.
Osman Ağa’nın Giresun eski Jandarma Bölge Komutanı Em.Tuğ.Gen. Veli
Küçük tarafından yaptırılan ve Giresun Belediyesi’ne teslim
edilen heykeli aylardır diktirilmemiştir.
Asıl hedefleri muhtemelen heykeli yaptıran kişi olan
(Öyle mi, değil mi kafam biraz karışıktır. Eğer öyle ise
Osman Ağa’ya benzemediği iddia edilen bu heykel reddedilip,
niçin yenisi yaptırılmamıştır?) bu heyet, işin içinden çıkamayınca
konuyu çok tehlikeli bir kulvara yönlendirdiler.
Osman Ağa’nın heykelinin dikilip dikilmeyeceğini yukarılara
sormak gibi sonucu çok tehlikeli bir yola başvurdular.
Bu satırların yazarının ve www.giresungazete.net’in yönetim
kurulu başkanı Candemir Sarı’nın ısrarlı tepkisi üzerine;
Mart 2001 de kendilerine teslim edilmiş bu heykel hakkında
tam 10 ay sonra, 8 Ocak 2002 de İç işleri Bakanlığı ile
Genel Kurmay’a resmi bir yazı yazdıklarını yüzleri kızarmadan
açıkladılar.
Daha doğrusu bu açıklamayı yaparken düpe düz ele geçtiler,
niyetlerini ortaya koydular. İki tarihe dikkatlice bakarsanız
bu konudaki samimiyetsizliği anlayacaksınız.
Bunun adı “Topu başkasına atmak, olmasını istemediğin
işi komisyona havale etmek”‘tir.
Osman Ağa, heykelinin dikilmesi için oradan-buradan izin
alınacak adam değildir. O bir milli kahramandır. Milli kahramanların
ailesi olmaz, onların ailesi tüm millettir. Bu tür kişilere
saygı ve hürmet ise birilerinin yazılı talimatı ile gösterilmez.
Oturdukları koltuğu Osman Ağa’ya borçlu olanlar şimdilerde
ellerini ovuşturmuş, Ankara’dan gelecek ve olumsuz çıkmasını
çok arzu ettikleri cevabı dört gözle beklemektedirler.
Pireye kızılmış, yorgan ateşe atılmıştır. Dikkat edin,
bu çirkin senaryo Taşkışla’ya (Ticaret Lisesi) Yunan bayrağı
çeken marangoz Aristidi Bolovani’nin Atina’sında, hilafetçi
Ali Şükrü’nün Trabzon’unda yazılmamaktadır. Senaryonun planlandığı
yer Topal Osman’ın Giresun’u, konuşulduğu masa da Osman
Ağa’nın bir tarihler oturduğu Belediye Başkanlığı makamıdır.
Bu ne biçim zihniyettir? Bu ne biçim cumhuriyetçiliktir?
Bu ne biçim Giresunluluktur? Bu ne biçim Giresun’un geçmişine
sahip çıkmaktır? Antepli, Şahin Beyin; Maraşlı, Sütçü İmamın;
Aydınlı, Ali Efe’nin; Erzurumlu, Nene Hatun’un; İzmirli,
Hasan Tahsin’in heykelini dikerken şundan bundan izin mi
almıştır.
Osman Ağa’nın adı Giresun’da caddeye, meydana, okula,
müzeye verilirken Ankara’ya mı sorulmuştu?
Osman Ağa Müzesi’ni kuran vali Erhan Tanju, 47.Giresun
Gönüllü Alayı’nın Komutanı Topal Osman’ın büstünü buraya
yerleştirdiği için suç mu işlemiştir?
Giresun Dergisi O’nun adına 1997 yılında özel sayı yayınlarken,
binlerce posterini dağıtırken yanlış bir iş mi yapmıştı?
Bizler 1988de O’na ilk defa mezarı başında resmi anma
töreni düzenlerken birilerinden icazet mi almıştık?
Sizin göreviniz Ankara’ya sipariş ettiğiniz saçma cevaplarla
Giresunlunun kafasını karıştırmak değil, Anadolu İhtilali’nin
süreci içinde oluşan ve suçlusu kesinleşmemiş bir ölüm olayından
dolayı, kahramanlıkları sisler arkasında kalan Osman Ağa’mıza
herkesten daha fazla sahip çıkmak olmalıdır.
Eğer samimi iseniz dikin heykeli. Ondan sonra cesaretleri
varsa birileri gelsin, size "Yanlış bir kişinin heykelini
dikmekle suç işlediniz, kaldırın bu heykeli" desin de görelim.
Ancak sizler, kendi elleri ile Afyon’a Giresun Şehitliği
kuran ve oraya gömülmeyi vasiyet eden Dönme Ahmet (Ahmet
Asal) kadar mertlik ve vefa gösteremediniz.
Şuna buna kızıp “Osman Ağa’nın heykeli dikilemez” şeklindeki
bir cevaba zemin hazırlamak samimiyetsizliktir, Giresunlu
olmaktan utanç duymaktır.
Beklediğiniz yazıda ola ki “Hayır” denilirse, Osman Ağa’yı
inkâr etmek gafletine düşen gafillerin safında mı yer alacaksınız?
“Biz de sizin gibi düşünüyorduk” deyip Giresunlu bu yüce
kahramanı sahipsiz mi bırakacaksınız? Hedefinizi yeniden
gözden geçirin. Kininizi, kızdığınız insanlardan bir başka
türlü çıkarmaya çalışın.
Topal Osman’ı, Giresunlu’yu lütfen “Pis” işlerinize alet
etmeyin.
Bırakın oradan-buradan gelecek cevabın yolunu beklemeyi.
Bir an önce dikin şu heykeli. Dikin ki 2 Nisan’daki anma
gününde Ağamızın huzuruna çıkacak yüzünüz olsun.
Şimdilik kalın sağlıcakla…
-------------------------------------------
Ocak-2002
|