|
Cumartesi Doğacıları ile birlikte 2000 yılının ilk ayı içinde
Kulakkaya yaylasına yaptığımız kar yürüyüşü beni çok etkiledi. İsviçre
Alpleri’ndeki bir kayak beldesinden hiçbir farkı olmayan güzel
yaylamızda, bu mevsimde tek kişinin dahi olmayışına hem çok şaşırdım,
hem de çok üzüldüm.
Düşündükçe çıldıracağım. Avrupa’nın 3500’lerdeki yaylalarını, kayak
merkezlerini saymıyorum. Bu mevsimde 1900’lerdeki Uludağ, Kartalkaya,
Ilgaz hatta Zigana cıvıl cıvıl. 1650’lerdeki benim Kulakkayam Allah’a
emanet… Ocak ayında Kulakkaya’da yemin ediyorum ki bizden başka bir
Allah’ın kulu yoktu. Kulakkaya’nın yolu kapalıydı. Telefonu çalışmıyor,
elektriği yanmıyordu. Kulakkaya 1991 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile
Turizm Bölgesi ilan edilmiş ama ne turistik bir tesisi vardı, ne de bir
turisti…
Sorarım şimdi size; kış mevsiminde benzer yükseklikteki her yaylanın,
her dağın hava koşulları aynı değil midir? Üç bin, üç bin beş yüz
metrelerdeki benzerlerinin yolu bir dakika kapanmıyor, elektriği,
telefonu kesilmiyor. Ancak gel gör ki aynı aylarda bizim en güzel, en
eski yaylamıza ulaşabilene aşkolsun. Ben çıldırmayayım da kim çıldırsın?
Kulakkaya’da yüzün üzerinde yayla evi yer alıyor. Hepsi bomboş.
Alçakbel’de Orman İşçi Eğitim Tesisleri adıyla oldukça güzel bir tesis
var, o da bomboş. Söyleyin Allah aşkına, bunlar olacak iş midir? Bu
tesis, bu evler niçin bomboş durur, bunun sebebi nedir diye, hiç kimse
kafasını yormaz mı? Bu tesise, bu evlere bir hareket getirmek,
dolayısıyla Kulakkaya’yı canlandırmak gerekmez mi?
Öncelikle devlete ait Orman Eğitim Tesisleri’nden işe başlamak
gerekir diye düşünüyorum. Burada senede toplam bir ay işçi eğitim
semineri ya yapılır, ya da yapılmaz. Bunun dışında koca tesis bir-iki
günlüğüne, üç-beş hatırlı kişinin keyif yapacağı yer; devletin de,
devlet memurunun da sırtındaki koskoca bir kamburdur. Devlet bu kadar
bonkör değildir. Orman Bölge Müdürlüğü bu tesisi süratle elinden
çıkarmalı ve uzun vadeli olarak iyi bir müteşebbise kiralamalıdır.
Kiralama koşullarında tesisin iyileştirilmesi ve tesise yeni bölümlerin
eklenmesi gibi maddeler mutlaka yer almalıdır. Böylece tesis on iki ay
herkesin sorgusuz sualsiz girebileceği adam akıllı bir yer haline
getirilmelidir.
Kulakkaya’da senede bir-iki ay kullanılan, bunun dışında özellikle
kış mevsiminde bomboş duran yayla evleri ne işe yarıyor? Bana göre reel
olarak onların da orman eğitim tesisinden hiçbir farkı yoktur. Biri
devletin öbürü vatandaşın, bomboş durduktan sonra ne farkları var? Bu
evlerin, sahiplerinin ihtiyacı dışındaki zamanlarda pansiyon haline
getirilmesi için bir program geliştirilmeli, bir kampanya açılmalıdır.
Kısacası Kulakkaya’da pansiyonculuk teşvik edilmelidir.
Ayrıca Kulakkaya’da Devre Mülk esasına dönük kooperatifleşmeye
gidilmeli, yayla kentler, dağ kentler oluşturulmalıdır. Denizini,
güneşini, kumunu alabildiğine satan Ege’de, Akdeniz’de bu sistemler
nasıl tuttuysa, yaylasını pazara çıkaran Doğu Karadeniz’de de aynı
sistemler mutlaka tutacaktır. Buna adım gibi inanıyorum.
Geriye devletin sorumluluğundaki alt yapı kalıyor. Pınarlar’dan
Kulakkaya’ya ulaşan 10 km. ve mümkünse Giresun’u Erimez üzerinden
Kulakkaya’ya bağlayan 49 km. yol iyileştirilip yaz-kış, gece-gündüz açık
tutulmalıdır. Kulakkaya’da su akmalı, elektrik yanmalı, telefon
çalışmalı, can-mal güvenliği bir karakolla sağlanmalıdır.
Ana yola sadece 10 km. uzaklıkta ve 1650 m. yükseklikteki bu eşi
bulunmaz yaylanın son yıllardaki durumuna kahrediyorum. Bir hazine, bir
pırlanta böylesine kaderine terk edilemez. Bunu bir türlü vicdanıma
kabul ettiremiyorum. Yetkili yetkisiz herkesi bu konuda göreve davet
ediyorum.
Gelin, Kulakkaya’yı terk edilmişlikten kurtaralım. Sessiz güzel
Kulakkaya’nın bizlere çok ihtiyacı var. Bunu çok iyi bilesiniz.
Şimdilik kalın sağlıcakla…
-------------------------------------------
Nisan-2000 |