|
Cumartesi Doğacıları adını verdiğimiz bir doğa ve çevre
grubu olarak Giresun Yaylaları ve Karagöl Dağları’nın tanıtımı
için yıllardır elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yazıyoruz,
çiziyoruz, fotoğraflıyoruz. Bu güzelim yerleri belgesel
film haline getirip yerel televizyonlarda her hafta yayınlıyoruz.
Emeğimizin boşa gitmediğinin güzel tepkilerini sık sık
almaya başladık. Tepkiler çeşitli… Yaylalarımızın hiç bilmedikleri,
görmedikleri köşelerini onlara tanıttığımız için sokakta
tebrik edenler var, telefon açanlar var, mektup yazanlar
var. Grubumuza akın akın katılanlar var. Bizi örnek alıp
doğa yürüyüşü programları düzenleyenler var. Tabii bunlar
çok güzel ve insanı gururlandıran şeyler. Ancak Giresun’a
sağlayacağı faydalar açısından henüz yeterli görmediğimiz
şeyler.
Yaylalarımızın güzelliklerini sadece Giresunlular bilmemeli,
görmemeli. Giresun dışından organize; yani sürekli gelecek,
getirilecek insanlara memleketimizin çok ama çok ihtiyacı
var. Sözü gevelemez isek; Yaylalarımızın gerçek turiste,
Giresun’un kalkınmaya ihtiyacı var. Ama gel gör ki Giresun
yaylalarında henüz turiste yeterli hizmeti verecek alt yapı
yıllardır kurulamadı.
Yaylalarımızın, özellikle Kümbetin medyatik tanıtımı
çok oldu. Ama bunun paralelinde otantizm, temizlik, güler
yüz ve iyi hizmetin önde tutulduğu tesisleri kurmayı beceremedik.
Rize’nin Ayder’i, Trabzon’un Uzungöl’ü, Zigana’sı, Hıdırnebi’si
tesis ve turist zengini olurken biz sadece turizmcilik oynadık.
Giresun sahilindeki köyünden kalkıp günü birliğine yaylaya
giden veya fındık vakti gurbetten Giresun’a gelmişken “Bir
de yaylaya çıkayım” diyenleri turist saydık.
Bu kuru kalabalığın şişirilmiş rakamlarını, resmi turizm
yetkililerimiz bile Devlet İstatistik Enstitüsü’ne ve bizlere
turist diye yutturmaya çalışıyor.
Giresun’a getirilmesi gereken turist 3-5 gün arasında
yaylada kalacak, buralardaki otele, pansiyona, lokantaya
bir kaç kuruş bırakacak sürekliliği olan turisttir. Organize
turlarla gelen, yaylada konaklayacağını önceden bildiren,
yerini rezerve ettiren kişidir sayıya dâhil edeceklerimiz.
Yoksa fındıktan önce Keşaplı Kümbet’e, Bulancaklı Bektaş’a
gitmiş; Espiyeli Karaovacık’a, Göreleli Sis Dağı’na çıkmış,
bunun adı turizm değil yayla ziyareti, eski adıyla Otçu
Göçü’dür. Bunun adı Kapalı Turizm’dir.
Giresun’da yapılan turizm, Giresunlu olmayandan doğru
dürüst Giresun’a para girdisi sağlayamadıktan sonra neye
yarar? Ceketin bir cebinden al öbür cebine koy. İşte size
Giresun’da yapılan turizmin özeti. Pekala gerçekçi tarzda,
yani tarihi önceden belirli turlarla, 3-5
gün yayla konaklamalı turist Giresun’a getirilmeye çalışılırsa
ne olur? Burası çok önemli…
Bir gece için yaylalarımızdan herhangi birine gelecek;
değil bir otobüslük, bir minibüslük gruba dahi rezil oluruz.
Rezil olduğumuz içindir ki, son yıllarda önceleri adı her
Karadeniz turunda yer alan Kümbet artık bütün düzenli turlardan
çıkarılmıştır. Sebep alt yapı eksikliğidir.
Turist öncelikle taksisinin, otobüsünün çıkacağı rahat bir
yol, yatacağı temiz yatak (dikkat ediniz otel demiyorum),
karnını doyuracağı sağlıklı bir yer, af edersiniz sıkışınca
gideceği düzgün bir kenef (WC) arar.
Ne acıdı ki 10 yıldır bunların hiçbirini yapamadık. Yapamayınca
da geleni kaçırdık, kaçan da yaylalarımızın kötü tanıtım
elçisi oldu. Para ile adam tutsak, örneğin Kümbet’i bu kadar
kötü tanıtamazdık. Sözün özü; alt yapımızı tamamlayıncaya
kadar, yaylalarımıza organize turistin gelmemesi, bana göre
gelmesinden daha hayırlı olacaktır.
Alt yapımızı 2-3 yıl içinde tamamlayacağımıza göre yaylalarımıza
turist gelmesin mi? O da nereden çıktı? Gelmeye gelsin de,
bir süre için yaylalarımıza öncelikle konaklamada belirli
bir standardı aramayan türden turist gelsin. Onları getirmeye
uğraşalım. Giresun’un turizm politikasında bir süre onlara
öncelik verelim.
Kimdir onlar? Onlar lüksle pek ilgisi olmayan Çadır Konaklamalı
Doğa Gezginleri’dir. Bu tarzdaki turizm Türkiye’de de hızla
yükselmektedir. Bunun ekmeğini öncelikle Kaçkarlar, Toroslar,
Kazdağı ve Aladağlar ile günübirlik olarak da büyük kentlere
yakın farklı tabiat köşeleri yemektedir. Bu tarz turizmi
yapanlar doğaya da en saygılı ve doğayı en iyi koruyan insanlardır.
Onların tutkuları ne asfalt bir yol, ne beş yıldızlı oteller,
ne de şatafatlı eğlence geceleridir. Onların tek tutkuları
bozulmamış bakir bir doğa ve her gece çadırların ortasında
yanan kamp ateşidir.
Hem Giresun’da doğanın sürekli korunması, hem turizmimizin
sağlıklı bir şekilde oluşturulması amacıyla bu konuda bir
proje oluşturduk. Projemizin adı kısaca 1. TRANS KARAGÖL
2001 dir. Yani Giresun Yaylalarını ve Karagöl Dağlarını
Çadır Konaklamalı Tanıtım Turu’dur. Türkiye’nin dört köşesinden,
iyi duyurabilirsek Avrupa’dan da doğacıların katılmasıyla
gerçekleştirecek 6 günlük bu tur, Giresun yaylalarını ve
Karagöl Dağlarını en güzel biçimiyle pazara çıkararak alıcısına
sunacaktır.
Giresun’un insan, kültür ve doğa dostu Valisi Sayın Ali
Haydar Öner’e de sunduğumuz bu projenin Temmuz 2001’den
itibaren aralıksız 3 yıl hayata geçirilmesi için desteklerinizi,
sponsorluğunuzu ve teşviklerinizi bekliyoruz.
Şimdilik kalın sağlıcakla…
-------------------------------------------
Aralık-2000
|