Ana Sayfa | Hayatı | Yazıları | Anılar | Basından | Foto Galeri | Videolar | Ziyaretçi Defteri
Mustafa KAPLAN
Dağların Adamı Mustafa Dağ'ı Kaybettik

Çok eski dost idik seninle. İlk tanışmamız fotoğrafla olmuştu. 25 yıl kadar önceydi ve o ilk başlangıç seni kaybedene değin gittikçe daha samimi, daha perçinlenerek gerçek bir dostluğa dönüştü.

Sonra birlikte yürüyüşlere başladık, fotoğraf ve video çekimlerini bana havale ettin, amatörce başladık. Ağır ve beceri isteyen bir işti. Ha sen, ha ben, ikimiz de gönül adamıydık. "Sen benim rejisörüm oldun derdim" gülerdik.

Giresun'un el değmemiş doğasını amatörce de olsa yürüyüşlerle keşfedip elimizden geldiğince görüntüleyen belgesel haline getirdik.

Sayın rejisörüm sen, ben ve Tolunay Kurdoğlu gece yarılarına kadar televizyonda bilmediğimiz bir iş, montaj yaptık. Görüntü ve sesi denkleştiremedik, sil baştan, dön geri bu senin, benim, bizim heyecanımızdı. Sonra bir baktık müthiş bir ilgi, insanlar sana, bana, hepimize teşekkür ediyor. Bu daha çok kamçıladı bizleri.

Çevre kirliliği ve doğa tahribatını da zaman zaman haber yapıyorduk. Sen akşamdan yatar sabah başka bir proje üretirdin. "Yahu Mustafa şunu şöyle yapsaydın ne iyi olurdu" der dururdun.

Sana yürüyüşlerde ağam lakabını takmıştık matraklık olsun diye. Öylesine işte ve alışkanlık oldu, "Ağam derdik şurada bir mola verelim mi?" "Olur, olur keyfiniz bilir. Sizi mi kıracağım ben" derdin.

Bazen yürüyüşlerimiz bir komediye dönüşür, gülme krizine girerdik.

Bazen de dağların başında ormanlardaki rast gele vurulmuş projesiz yollar, direkler, ağaç kesimleri ve tahmin edemediğimiz yerlere ulaşmış çöpler. Sen onlara "pislik" derdin. Bizleri üzer çileden çıkartır, drama dönüşür adeta bir tiyatronun içinde olurduk.

Yürüyüşteki tüm arkadaşlar yeni katılanlar dahil, hemen havaya bürünürlerdi. Biliyor musun kimin kıyafeti renkli ise görüntüye onu alırdın. Herkes kahkaha ile güler, "Ağam beni beğenmiyor musun" derdi. Sen onlara bir dahaki sefer renkli giyinin derdin.

Konaklamalı gittiğimiz geziler olurdu. Sabah herkesten önce kalkar hatta bazen beni uyandırmaz, kamerayı alır çekim yapardın. Kahvaltıda söylerdin, "Kaplan sen yorgunsun, kıyamadım sana, güneşin doğuşunu çektim" derdin. Her yürüyüş bittiğinde bazen geç dönerdik. Bugün neler çekilmiş çok merak eder, görüntüleri izler gün boyunca tutmuş olduğun notları ve görüşleri ekler eski mesleğin olan haberciliğini yapardın. Ertesi gün heyecanla, "Kaplan güzel şeyler yapmışız" derdin.

Sen il dışında olduğunda bazen biz yeni bir gezide olurduk. Döndüğünde arkadaşların anlattıklarından müthiş heyecan duyar, "oraya beni de götürün" derdin. Çok meraklı idin, bir çoğuna gittin gördün.

Giresun sevdalısıydın.

Giresun için olan her şeye destek verirdin, ne demiştin bana "Kaplan, Remzi zor şartlar altında dergi çıkarıyor. O'na yardımcı olmalıyız. Kapak fotoğraflarını sen verirsin." İşte bu senin hatırın o günden beri devam ediyorum.

Kale'ye şelaie yapmak için dereleri inceler projeler geliştirirdin. Bir seferinde dere boylarında tespit ettiğin taşları Kale'de yapacak olduğun şelaleye getirttin. Doğal olmasını o kadar çok istiyordun ki. Kale mesire alanı düzenlemesi için eski yollardan sökülmüş Arnavut kaldırım taşları, eski elektrik direkleri ve eski evlerin üzerinden çıkma Marsilya kiremitleri vs. her şeyi değerlendirerek tarihe, doğaya uygun bir alan haline getirdin. Mağaralar bölgesini düzenleyip üzerinden bir şelale akıtmak, ön tarafına bir anfitiyatro, mini konser alanı yapma fikrin vardı.



Ada'yı çok önemserdin, her yıl geleneksel Ada'da konaklama gezimizi gerçekleştirirdik. Her gidişinde adayı dolaşır, tüm pislikleri toplar ve yakardık. Bir grup arkadaşımız balık tutar akşam olunca büyük bir masa yapar hep beraber abi - kardeş yemeğimizi yer, Giresun türküleri söylerdik.

Her yıl Aksu Festivali senin için ayrı bir heyecandı. Neredeyse tüm programı üstlenir o günkü başkanlara devamlı yeni alternatifler sunar, bazen de gerçekleşmeyince üzülürdün. Hala programların Aksu festivallerin devam ediyor.

Basiretsiz, işini yapamayan yöneticilerden yakınırdın.

Çamlı Göle yol vurulması seni kalbinden vurmuştu. Son dönem Karadeniz otoyoluna çok kafa yordun. Sahil tahribatını içine sindiremedin. Devamlı yazdın, çizdin. Sonra baktın olmuyor, yol geçtikten sonra neler yaparız projeleri üzerinde çalışmaya başladın. Dolgu alanlarına giderek Giresun'u tanıtıcı Giresup Evi, Giresun Pidesi Restoranı, Mini Fındık İmal ve Satış Yeri gibi sembolize edecek şeyler koymak ve düzenlemek adına çalışmalar yaptın.

Antalya'daki günlerinde de Giresun'la yatar Giresun'la kalkardın. Hemen oradaki hemşerilerle bütünleştin, onların dernek faaliyetlerine katıldın. Yeni doğacı dostlar edinip Toros'larda gezilere çıktın, bisiklet turlarına katıldın. Çünkü bu senin ruhunda vardı.

O amansız hastalığa yakaladığında gene Giresun'u düşünür, her gün haber alır, seni aradığımda "İyiyim Kaplan, şu anda şöyle bir yazı yazıyorum" veya başka bir sefer beni arar, Karagülleri izliyorum. Geleceğim gene gezeceğiz" derdin. Sen bizleri tanıdın ama biz seni hiç tanıyamadık!



Yaylalara çıktık seni gezdirmeye, dermanın yoktu. Birkaç dakika bizimle ayakta kalvyor hemen aracma dönüyordun. Çok değişmiştin ama ruhun hep aynıydı, dağlarda çok mutluydun. O son gezimizi hiç unutmadın. Bunu defalarca söyledin, fotoğrafları masanın üzerine koymuşsun "çok güzel oldu be" diyordun.

Köyün mezarcısı Salih iyi arkadaşındı. Sana telefonda, "Giresun'a gelmişsin, görüşemedik" diye sorduğunda, "Bayramda geleceğim Salih görüşürüz. Sen bana babamın yanında bir mezar yeri ayarla" demişsin. Dediğin gibi yaptın, tam Ramazan Bayramında geldin. Tüm dostlarını mateme boğdun.

Aygır gölünden buz yalaklarından Karagöl zirvelerine tırmanıyorduk. Çok yorgunduk, dizlerimizde derman kalmamıştı. Her üç dört adım atmada oturuyorduk. Sen ellerini göğe açıp "Allah'ım kuş olayım uçur beni" diyordun. Dağların adamı! Kuş olup uçtun işte!

Biz dostların seni anmak için birkaç kez toplandık. Bu anma organizasyonlarının birini de diğer yürüyüş grubu adına dostun Faik Karakılıç bey düzenledi kendisine buradan teşekkür ediyoruz.

Kendi aramızda karar aldık. Cumartesi Doğacıları olarak yola çıkan grubumuz adını senin de isteğin gibi GİDOSG (Giresun Doğa Dostları Grubu) olarak kabul ettik.



Ölümünün ardından bir ay sonra Ağamız sen Mustafa Dağ'ı anmak için bir yürüyüş düzenledik.

Aytepesi'nden inişleri sen iyi bilirsin.

Hani beraber yürümüştük.

Aytepesi - Hisarkale - Dereli.

İşte bu son yürüyüşü oldu. Tam Hisarkalesi'ne inen patikaya girmeden sağdan devam edince Akkaya güzergâhından Kuşluhan mezarlığına seni ziyaret etmek için yürüdük.

Ruhun şâd olsun. Allah rahmet eylesin.

Doğa dostu güzel insan. Seni unutmayacağız.

-------------------------------------------------------------------------

Kaynak: Giresun Dergisi (Yıl:21 Sayı:237 Ekim 2007)

Ana Sayfa | Hayatı | Yazıları | Anılar | Basından | Foto Galeri | Videolar | Ziyaretçi Defteri
Copyright © 2008 www.mustafadag.net - Tüm hakları saklıdır.
Bu sitedeki tüm materyaller kaynak gösterilerek kullanılabilir.