|
Atalarımız “kör ölür badem gözlü, kel ölür sırma saçlı
olur” demişler.
Orhan Veli belki de bu deyişten ilham almış “Ölünce biz
de iyi adam oluruz belki” diyerek atalarımızın sözlerini
şiirle pekiştirmiş.
Aynı kuşaktan bir başka şair Cahit Sıtkı Tarancı ise,
“Nerde, nasıl, kaç yaşında/ Bir namazlık saltanatın olacak/
Taht misali o musalla taşında” diye yazmış.
Bu dizelerin meali şu...
İnsanlarımıza yaşarken vermediğimiz değeri, göstermediğimiz
saygıyı, öldüğünde methiye dolu sözler söyleyerek abartılmış
bir şekilde ortaya koymakta üstümüze yok.
Ne yazık ki ulusça böyle bir özelliğimiz var.
Şimdi son ölümüz Mustafa Dağ için de aynı şeyler yapılıyor.
Bunları acı dolu tebessümle izliyorum.
Meğer Dağ’ın ne çok seveni varmış..! Herkes O’na ne kadar
çok yakınmış. Ne çok dostu varmış…
Ayıp, ayıp; bu ne samimiyetsizlik..?
Yahu madem Dağ bu kadar seviliyordu da, peki o zaman
O’nun çevre, kültür-sanat, turizm başta olmak üzere hemen
her alanda, daha iyi bir Giresun’da yaşayalım diye yıllardır
yürüttüğü mücadelenin yanında neden kimse yer almadı.
İşte sahil yolu…
Adamcağız az mı uğraş verdi. Bu köprülü kavşaklar olmasın,
koylarımız kumsallarımız dolmasın diye.
Dolan alanlar bir proje kapsamında değerlendirilsin,
yeşil alan, park olsun diye.
Bunun için kamuoyu tepki göstersin diye gündem yaratmak
için az mı çabaladı.
Ama o zamanlar şimdi tabutunun etrafında toplanan kadar
bile bir kalabalık toplayamadı.
Yalnız bırakıldı. Sesini kimseye duyuramadı. İsteklerini
kimse dikkate almadı.
Giresun Mustafa Dağ’ı yaşarken çok üzdü. Ama şimdi öldüğü
zaman O’nu yaşatmak mümkün.
Nasıl mı?
Örneğin O’nun Giresun Kültür Parkı projesini bir yerde
hayata geçirerek ve oraya adını vererek...
Bırakın nutuğu da bunu yapın. O Zaman kabul ederim Dağ’ı
çok sevdiğinizi...
Hoşça kal Mustafa Bey, toprağın bol olsun, Allah rahmet
eylesin.
-------------------------------------------------------------------------
Kaynak: www.giresungazete.net (14.10.2007)
|