|
Giresun'la ilgili bir yazının altında O'nun imzasını
gördüğümde, Giresun'la ilgili muhteşem bir fotoğrafın altında
O'nun adını gördüğümde O'nun gibi Giresun yazıları yazmayı,
O'nun gibi Giresun fotoğrafları çekmeyi hayal ederdim.
Hiç olacak şey miydi? Dedim ya benimkisi bir hayaldi.
Dergimizin ilk çıktığı yıllarda hazırlanan Osman Ağa
özel sayısında O'nun emeği çoktu.
TRT Televizyonu'nda fındıkla ilgili bir programa çıktığı
için başına gelenleri yerel gazetelerden okuduğumda O'nu
henüz tanımamıştım.
Henüz yüz yüze tanışmadığım bir insanla sırf yazılarıyla,
sırf çektiği fotoğraflarıyla bu kadar ilgilenmek nedendi?
O yazılarda, o fotoğraflarda bir Mustafa Dağ büyüsü olduğundan
olmalı...
Zaman içinde bize de Giresun Dergisi'nde yazı yazmak
nasip oldu ve Mustafa Dağ'la tanışmak, dost olmak, aynı
ortamda ve aynı fotoğraf karesinde yer almak ve daha da
önemlisi Giresun için aynı kaygıları paylaşmak kısmet oldu.
Her defasında mahcubiyet duyduğum, acaba hak etmiş miyim?
diye sormadan geçemediğim övgüleriyle cesaret bulduğum konuşmalarımız
oldu.
Birkaç yıl önce Sis Dağı'na fotoğraf çekmeye geldiğinde
hasretle kucaklaşıp geçen yıl Afyon'da Giresun Şehitliği'nde
yapılan törenleri birlikte izlemiştik. Ne kadar hayat doluydu...
Daha sonra hastalandığını öğrendiğimde inanamamıştım.
Daha açıkçası yakıştıramamıştım. Mustafa Dağ ve o hastalık
hiç yan yana, hiç iç içe olabilir miydi?
Telefonla arayıp geçmiş olsun dediğimde o her zamanki
hayat dolu konuşmasıyla "Geçti bile..." demişti. "Araba
bile kullanıyorum" diye umut üstüne umut koymuştu.
Hastalığı yenmişse Giresun'a dönecek, yine eski günlerde
olduğu gibi bir bardak çay içme bahanesiyle kim bilir Giresun'a
dair neler konuşacaktık?
Bekleyişimiz bu yöndeydi. Ama olmadı. Bazen olmuyor işte...

Bazen bazı şeyleri yarım bırakarak veda ediyor insan
sevdiklerine... En çok da umudu... Umudun yarım kalması
başka şeylerin yarım kalmasına benzemiyor.
Yaşarken değerini takdir edemediğimiz insanların ardından
bir şeyler yazmak, ona övgüler düzmek ne zor bir görevmiş...
En kolayı ve en doğrusu O'nun yazdıklarıyla dikkat çektiği
eksiklikleri tamamlamak olmalı. Yazılarını tekrar tekrar
okuyup verdiği mesajların ardına düşmek olmalı... Gerisi
yüreğimizde kabaran bir acı...
Bazen diyorum ki; İnsanlar kendilerine ayrılan yaşama
süresini dolu dolu yaşamışsa, topluma ve insanlığa yararlı
işlerle bu süreyi değerlendirmişse hayatın kısa olduğundan
yakınmak ne kadar doğru? Topluma verdiklerimizle yaşamıyor
muyuz?
Önemli olan bu süreyi doya doya ve eksiksiz yaşamak değil
mi?
Bunu da Mustafa Dağın yaptığını düşünüyoruz. Dağ gibi
adamdı kısaca...
Her zaman rahmet ve saygıyla anacağız.
-------------------------------------------------------------------------
Kaynak: Giresun Dergisi (Yıl:21 Sayı:237 Ekim 2007)
|