Ana Sayfa | Hayatı | Yazıları | Anılar | Basından | Foto Galeri | Videolar | Ziyaretçi Defteri
Remzi MAMAŞOĞLU
Dağ Gibi Adam Üstümüze Devrildi

Acı haberi Amerika'da iken, bana iletilen bir mesajla aldım. Mesajı atan, dergimizin Haber Müdürü Murat Çetin idi. Mesajı alınca sarsıldım, tarif edilmeyecek derecede üzüldüm. Sanki bünyemden bir parça kopmuştu. Bir anda duraksadım. Mesajı bir daha bir daha okudum. Ne yapacağımı şaşırdım bir an. Murat Çetini cevaben aradığımda haberi kendisine Kemalettin Kılıçaslanin ilettiğini söyledi. Cenaze programı hakkında henüz bilgisinin olmadığını, ilerleyen saatlerde bu bilgiyi edinip bana ulaştıracağını teyit etmişti Murat. Cenazenin ertesi gün, yani Ramazan Bayramı'nın ikinci günü toprağa verileceği haberi geldi daha sonra. Pazar günü Dereli'de doğduğu topraklarda Kuşluhan Mahallesindeki aile kabristanlığında toprağa verileceğini öğrenmiştim. Ben ise binlerce kilometrelerce uzaktaydım. O günkü THY.tarifeli uçağına yetişmem mümkün değildi. Yetişsem bile İstanbul bağlantılı Trabzon uçağı ile cenazeye yetişemiyorum. Üzüntüm bir kat daha arttı.

Aynı anda iki üzüntüyü birden yaşadım. Hem üstadım Mustafa Dağ in zamansız aramızdan ayrılmasına ve hem de cenazesine yetişememe. Amerika'da hemşerilerimizle yaşadığım Ramazan Bayramı'nın sevinci bir anda beni üzüntüyle baş başa bıraktı. Haberi Amerika'nın New Jersey eyaletinde sevgili Oktay Öztürk'le evinin bahçesinde sohbet ederken almıştım. Yapacağım hiçbir şey yoktu, sadece dua etmekten başka. Bu esnada Mustafa Dağ ile ilk tanıştığım günlerden ölümüne kadar geçirdiği ve birlikte olduğumuz zamanı bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçirdim.

Mustafa Dağ ile ilgili ölümünün ardından neler /azacağımı yazıma nereden ve nasıl başlayacağımı inanınız bilemiyorum. Laptopun klavyesindeki tuşlara vururken parmaklarım titriyor adeta. Ne acı Mustafa Dağin ölümünün ardından yazı yazmak.



Hangi yönünü yazayım. Ziraat mühendisliğindeki deneyimini mi? Gazetecilikteki bilgi birikimini ve üstatlığını mı? Uluslararası Aksu Kültür ve Sanat Festivali'ne olan katkılarını mı? Çevreciliğini mi? Cumartesi Doğacıları adı ile buluşturduğu dostluklarını mı? Sanatseverliğini mi? Giresunluluk bilinci ve sorumluğunu yüreğinde nasıl hissettiğini mi? Giresunluluk ruhu'nu bizlere nasıl aşıladığını mı? Giresun'un ve en önemlisi fındığın sorunlarını TV de anlattı diye Fiskobirlik'e verdiği bunca yıllık emeğinin karşılığında sürgüne gönderildiğini mi? Fiskobirlik'te iken Giresun Belediyesi'ne merhum Mehmet Larçın'ın nasıl transfer ettiğini mi ve belediyede hangi projelere imza attığını mı? Giresun Dergisi temsilcisi ve yazarı olarak Milli Mücadele Kahramanımız Osman Ağa'nın Giresun'da devlet töreni ile anılmasını nasıl sağladığını mı? Osman Ağa Özel Sayımızda hazırladığı tarihi gerçekleri mi? Giresun Dergisi'nin başlattığı Giresun yaylaları Otçu Göçü Şenlikleri'ni bir yıl sonra Dereli Belediye Başkanı merhum Halil Bektaşoğlu'nu ikna edip Kümbet Yayla Şenlikleri'nin devamının sağlanmasını mı?

Giresun'a olan bu sevginin ve aşkın ve bu tutkunun karşısında neden Giresun'u terk ettiğini mi? Giresun adına düzenlediği paneller ve konferansları mı? Giresun'un uluslararası tanıtımına sağladığı katkılarını mı? Sahil yolu için verdiği mücadeleyi mi? Bu yol için doğanın katledilmeden Giresun'un geçişinin sağlanması uğruna verdiği onurlu mücadeleyi mi? Giresun Kalesi'ne kazandırdığı düzeni mi? Birlikte çalıştığı merhum Giresun Belediye Başkanı Mehmet Larçın ile Giresun kültürüne kazandırdığı tarihi misyonu mu? Çok arzu ettiği ve görmeye ömrünün vefa etmediği Giresun Kültürpark Projesini mi? Dimdik duruşunu mu?

Hangisini hangisini yazayım?



Yukarıda sıraladığım başlıklar Mustafa Dağın yaşamında Giresun için verdiği mücadelenin satırbaşlarından bazıları. Hele ki o Giresun Dergisi'nin yaşaması için verdiği manevi destek ve mücadelesi ise bir başka yazı konusu olabilir. Bu derginin yaşamında verdiği lojistik katkıları okurlarımız yakından biliyor. Yakın zamana kadar kapak fotoğrafları onun o güzel objektifinden çıkıyordu. Birçok okurumuzun 'Bu fotoğraf nereye ve kime ait? diye sıkça sorduklarını hatırlıyorum. 2000 yılında Giresun Belediyesi'nden emekli olduktan sonra İstanbul turu ve çocuklarının Gebze'de ikamet etmesinden dolayı bir süre burada ikamet etmesinin ardından Antalya serüveni başlamıştı, İstanbul ve Gebze'de iken her cumartesi ve bazen iki haftada bir dergimizde yazı ailemizle birlikte yaptığımız cumartesi sohbetlerine katılırdı. Gelmeden telefon eder, arkadaşlara haber vermemi isterdi. O gün buluşur, koyu Giresun sohbetleri ve muhabbetleri başlardı. Bir bakarız gün akşam olmuş. Sipariş verdiğimiz pideleri yerken kendimizi bazen Giresun da hissederdik. Çay molası ve ardından yine sohbetler başlardı. Akşam karardığında 'haftaya devam ederiz' derdi.

Şimdi başa dönelim. Mustafa Dağ ile birlikteliğimiz nasıl başladı. Bir kaç not düşelim.

1975 yılında yeniden yayın hayatına başlayan Yeşilgiresun Gazetesi'ni ortaokul öğrencisi iken okumaya başlamıştım. Aradan iki yıl geçti, takvim 1977 yılının Mayıs ayının 17'sini gösteriyordu. Ortaokul son sınıf öğrencileri için açılan sağlık memurluğu sınavı için yolumuz Giresun'a düşmüştü. Sınava lise 1 öğrencilerini de alıyorlardı. Ben de sınav için Giresun'un yolunu tutmuştum. Giresun'a gelmişken Yeşilgiresun Gazetesi'ni ziyaret etmek içime doğmuştu. Bugünkü Bekirpaşa Caddesi üzerinde bulunun Can Akengin Kültür Merkezi olarak kullanılan tarihi taş bina o tarihlerde Yeşilgiresun Gazetesi ve matbaasına aitti. İçeriye girdiğimde beni ilk karşılayan Mustafa Dağ olmuştu. Gazetenin Spor Sorumlu Yönetmeni olarak görev yapıyordu. Tanıştık. Dereli'den geldiğimi söyleyince çok daha mutlu olmuştu. Çaylarımızı yudumladıktan sonra çiçeği burnunda lise öğrencisi olduğumu öğrenince sohbetimiz daha da koyulaşmıştı. Bana gazetenin hazırlanışı hakkında bilgiler verdi. Bu sohbetin ardından beni saygı duyduğum değerli büyüğümüz Hasan Öğütçü ile tanıştırdı. Ardından yine kalemine çok saygı duyduğum Ersen Konal abiyle tanıştım. Ayrılmadan bana yükledikleri ağır sorumluluğu üstlendim. Gazetenin Dereli muhabirliği görevini o gün bana tevdi ettiler. Bu ulvi ve ağır sorumluluğu taşıyabilecek miyim endişesini de yaşamadım değil. Erken değil miydi benim için diye kendi kendime sormadım da değil. Ama gazetecilik ateşi de içimi yakıyordu. Biz o tarihten bu yana gazetecilik mesleğinin ulvi sorumluluğunu taşımaya çalışıyoruz. Hem de 31 yılı geride bırakarak.



Haberler yazmaya başladım. Dereli haberlerini kendisi de Derelili olması münasebetiyle inceliyor ve yayına koyuyordu. Bizimde gazeteciliğimizin ve Mustafa Dağ ile dostluğumuzun başlaması böyle oldu. O günden bu güne Mustafa Dağ ile bir abi kardeş ilişkisi içinde yaşam mücadelemiz sürdü. Onun gibi memleket sever biriyle tanışmaktan duyduğum sevincimi ifade edemem. Meslek adına kendisinden çok şey öğrendim. Gazetecilik virüsünü bana o bulaştırdı. Daha doğrusu gazetecilik mesleğini o bize şırınga etti. Bununla da kalmadı, kendisi Tercüman Gazetesi'nin bir kuruluşu olan AKAJANS'ın Giresun muhabiri ve Temsilcisiydi. Bir süre sonra bana da ' AKAJANS'ın Dereli muhabiri sen olacaksın' diyerek benden evraklarımı istedi ve Samsun Bölge Müdürlüğü'ne bildirdi. Ben aynı zamanda Yeşilgiresun Gazetesi ile birlikte AKAJANS'ın muhabirliğini birlikte yürüttüm. Ardından Hürriyet, AA, TRT, ABC Ajansı'nın muhabirlikleri geldi. Dereli haberlerini Dereli dışına ulusal basına ben taşımaya başladım. Bunun için meslek hayatımda hep Mustafa Dağ ile iç içe oldum. Sık sık beraber olduk. Giresun'a her gittiğimde yanına uğradım, o da Dereli'ye her geldiğinde benimle görüşmeden Giresun'a dönmezdi. Derste olsam bile çıkış saatlerimi beklediği de olmuştu. 1980'li yılların başında Giresun'dan ayrılıp İstanbul'a yerleşmeyi düşündüğümde durumu kendisine izah etmiştim. Benim Dereli'den ayrılmama ve Giresun'u terk etmeme üzülmüştü. "Senin gibi bir gencin memlekette kalmasını arzu ederdim" demişti.



İstanbul'un yolunu tuttuğumda beni muhabir yaptığı Tercüman Gazetesi'nde işe başlamıştım. Hem de gazetenin o tarihteki patronu merhum Kemal Ilıcakla görüşüp genel merkezde. Buna çok sevinmişti. Dostluğumuz ve beraberliğimiz İstanbul'da da devam etti. Sürekli haberleştik.

Gün geldi bendeniz Yeni Aksu Dergisi'nin kuruluş çalışmalarına katıldım kuzenim Adem Güneyle. Derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü'nü üstlenmiştim. Bu esnada aradan geçen 3 veya 5 ay sonra o zamanki adıyla Gurbetçi Giresun ve şimdiki adıyla Giresun Dergisi'nin kuruluş hazırlıklarını yapan saygıdeğer bir dost ve hemşehrim Murat Toker'le tanıştım. Bu görevi beraber yürütmemiz gerektiğini söyleyen Toker'le birlikte derginin tüm teknik ve yayın sorumluğunu alarak önce İstanbul Bölge Müdürü ve ardından Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni olmuştum.

Mustafa Dağ bu defa dergimizin Giresun temsilcisi olmuş ve öylesine söyleşiler ve yazılar yazıyordu ki Giresun Dergisi'ne adeta renk veriyordu. Bir anda tüm okurlarımızın dikkatini çekmeye başlamıştı. Araştırmalarıyla, söyleşileriyle, köşe yazılarıyla Giresun'da olup bitenleri gurbetçilerimize sıcağı sıcağına aktarıyordu. Dergimizin zengin içerikli olmasını sağlıyordu. Fikirleriyle deneyimleri ve tecrübeleriyle bize adeta güç vermişti. Osman Ağa Özel Sayımızın hazırlanması esnasında verdiği mücadeleyi bir ben bilirim. Hele ki 1988 yılında dergimizin başlattığı Otçu Göçü ve Yayla Şenlikleri için bizi yalnız bırakmayışı ise bir başka Giresun sevdasını içeriyordu.

Mustafa Dağ dergimizin 1988 yılında başlattığı yayla şenliklerine devam eden yıllarda Dereli Belediyesi ile Dereli Kaymakamlığının organizesine azımsanmayacak katkılar sağladı. Hele ki bugünkü Kümbet Yaylası'nda devam eden çadır turizmini de ilk başlatan ve uygulamaya koyan da yine üstadımız merhum Mustafa Dağ olmuştur. Yıllarca her sene Kümbet'e çıkıp çadır kurmuş bu mayanın tutmasını sağlamıştır.



Mustafa Dağ'ın Giresun için düşüncesinde şekillenen tüm projeler ilimizin tanıtımı ve gelişimi yönünde idi. Keşke yukarıda da belirttiğimiz gibi Giresun Kültürpark Projesi'ni de gerçekleştirip bu dünyadan öyle göç edebilseydi belki gözü arkada kalmazdı.

Ama bizim dediğimiz değil de Yüce Allah'ın dediği oluyor. Hayatının en verimli çağında ecel onu bizden ayırdı. Yakalandığı amansız hastalık yakasını bırakmadı. Hastalığa yakalandığını geç haber almıştım. Bir kaç kez aradığımda tedavisi devam ediyor ki telefonlara cevap vermemişti. Sonra aldığım bir mesajla rahatsızlığını beyan edip dostların moral desteği ile bunu yenebileceğini vurgulamıştı. Mesajı uzun süre cep telefonumda kayıtlı kaldı.

Turizm aşığı olması nedeniyle çocuklarının da isteği üzerine Antalya'ya yerleşmeyi tercih etmişti. Orada da boş durmadı. Çevreci duyarlılığını ve doğacılığını orada da gösterdi. Sağlığında beni defalarca davet etti ama bir türlü gidemedim. Üç yıl kadar önce gittiğimde ise Giresun'da idi. Geçtiğimiz yıl Antalya'da düzenlenen Giresun Gecesi'ne ısrarla gelmemi istemişti. Bursa'daki programın saatleri nedeniyle katılamamıştım. Bursa'da niyetlendik ama yola girmemize rağmen geri dönüp davetine icabet edemedik. Benim o gecede bulunmamı özellikle çok arzu ediyordu. Ne yazık ki kısmet değilmiş. Bu yaz 5 Mayıs 2007 isteğine cevap verdim ama ne yazık ki rahatsız olan Mustafa Dağ'ın kendisi bu geceye katılamadı.

6 Mayıs 2007 günü Mustafa Dağ ile yüz yüze yaptığımız son görüşme Antalya'daki evinde oldu. Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Antalya Giresunlular Derneği Başkanı Sayın Nadir Yapsakaloglu ile birlikte kendisine geçmiş olsun ziyaretine gittik. Balkonda bizi bekliyordu. Uzun süre sohbet ettik. Hastalığına rağmen Giresun için düşüncesindeki projeleri sıralıyordu. Kendisinin de büyük emek verdiği kurucuları arasında bulunduğu ve yönetim kurulu üyeliğini yaptığı Antalya Giresunlular Derneği tarafından çıkarılan Giresun Bülteni'ne kısaca bir göz gezdirdikten sonra benden istediği eksik Giresun dergilerini takdim ettim. Nisan sayımıza Osman Ağa ile yazdığı yazının CD'sini hazırlamıştı. E-mail atacağını söyledi. Zaten dergimizde son yayınlanan yazısı da o oldu.



Ziyaret dönüşü bir kaç kez telefonlaştık. Bazen de oğulları Emre ve Emrah'tan sağlığı ile ilgili bilgiler aldım. Tedavinin nasıl yürüdüğünü öğrendim. Bir telefon görüşmemizde Amerika'ya yapacağım ziyaretten söz etmiştim. Tanıyanlara selam söyle, demişti. Sohbet ettik. Bir süre sonra o aradı Ağustos' ta Giresun'da olacağını söylemişti. 10 veya 15 gün kadar Giresun'da kalacağını beyan etmişti. Benim de Amerika programımla çakışıyordu. Seyahatim bir hafta bir cenaze vesilesi ile uzayınca Giresun'a gittim. Akşam dönerken ortak dostumuz sevgili Faik Karakılıç'ın makamında idik. Oradan kendisini aradık ve ben ise otobüsle İstanbul'a döneceğimi beyan edip vedalaşmıştık. Taşınma hazırlıkları içinde olduğunu beyan etmişti. Yanına gitmek istediğimizi belirtince taşındıktan sonra uygun olacağının izlenimlerini vermişti. Şimdilik buraya kadar zahmet etmeyin diyerek, veda eden konuşmamış meğer.

Biz o akşam İstanbul'a döndük ve ardından Amerika Birleşik Devletleri'ne uçtuk. Amerika'dan döneceğimiz takvim yaklaşırken bu acı haberi aldım. Oysa ki son 4 yılda olduğu gibi bu Ramazan Bayramı'nı da Giresun'da geçirmeyi planlarken seyahatimi 10 gün uzatmıştım.



Bilemedim Mustafa abi, bize veda edeceğini. Ramazan Bayramı'nı Giresun'da geçiremediğim gibi cenazende de bulunamadım. Vefat haberinin acısı yüreğime bir ok gibi saplanmıştı ki cenazene katılamam da bir o kadar acılar içinde bıraktı beni. Çünkü bu acıya yürek dayanmıyor Mustafa abi!

Cenaze töreni ile ilgili haberleri internetten okudum. Dostların seni yalnız bırakmamıştı. Ben ise katılamamanın acısını yüreğime gömdüm. Sana dualar gönderdim denizaşırı bir dünya ülkesi Amerika'dan.

İlk Dereli seyahatimde mezarını ziyaret edeceğim. Sana fatihalar göndereceğim. Ben geldim, hakkını helal et, diyeceğim ve benim helal ettiğimi beyan edeceğim. Gecikmeli bu helalleşmemizi kabul eyle Mustafa Abi!

Sana Allah'tan rahmet diliyorum. Nur içinde yat. Mekanın cennet olsun.

Bu memlekete yaptığın hizmetler asla unutulmayacak.

Herkes unutsa bile ben unutamayacağım.

Sizi her zaman minnet ve şükranla anacağız.

Giresun'a olan hizmetlerini saygıyla yâd edeceğiz.

Mustafa Dağ ismini gönlümüzde ve tüm kalbimizde ömür boyu yaşatacağız.

Doğduğun topraklarda Dağların arasında rahat uyu.

Ben her Giresun'a geldiğimde buluşma noktamız olan adaşın Mustafa Kaplanın işlettiği Halil Usta Liman Lokantasında sizi bekliyor olacağım.

Ama nafile.

-------------------------------------------------------------------------

Kaynak: Giresun Dergisi (Yıl:21 Sayı:237 Ekim 2007)

Ana Sayfa | Hayatı | Yazıları | Anılar | Basından | Foto Galeri | Videolar | Ziyaretçi Defteri
Copyright © 2008 www.mustafadag.net - Tüm hakları saklıdır.
Bu sitedeki tüm materyaller kaynak gösterilerek kullanılabilir.