|
Adı; Mustafa,
Soyadı; Dağ,
Mesleği; Canlılar dünyasını güzelleştirmek için onun
dokusunu işleyen bir Ziraat Mühendisi.
Soyadının 'Dağ' olması elbette ki onun büyüyünce dağları
çok seveceği için verilmedi. O 'Soy ağacının' sürmesi için
kendinden önceki atalarından devir aldı.
Fakat her ne kadar 'soy ismi' öncekilerden, babasından,
dedesinden kalmış olsa da. Mustafa Dağ, yüksek tepelerin
tabanda oluşturduğu bir 'vadide' 1950 yılında Dereli'de
bu her şeyi ile 'şaşırtıcı dünyaya' merhaba demiştir.
Mustafa Dağ'ı, bir köşe yazısı ile anlatmak mümkün olmadığı
gibi, çok açık söylemeliyim ki, bir romanın içine de sığdıramazsınız.
Çünkü sevgili arkadaşım Mustafa Dağ, kimselerin sığdıramayacağı
ve asla birçok insanın başaramayacağı çalışmalar yerleştirmiştir
elliyedi yıllık ömrünün içerisine.
Hem de kendi mutluluğuna ait yapısal tuğlalarını değil!
Yaşadığı toplumun kendinden önce mutlu yaşamlarını görüp,
ondan sonra sıranın kendisine gelmesini beklercesine toplumun
tuğla taşlarını ördü!
Onun için Mustafa Dağ'ı ben burada mümkün olduğu kadar
öz anlatmaya çalışacağım ama bilmiyorum ki, bir köşe yazısı
ile anlatıp özetleyebilecek miyim?.. Eğer özetleyemezsem
zorunlu olarak ikinci yazı ile devam edeceğim!
Bugün fiziki olarak aramızda bulunmayan Mustafa Dağ,
yazımın başında da belirttiğim gibi 1950 yılında Dereli'de
doğdu. Aynı kuşaktanız. Çocukluğumuz ve gençliğimiz aynı
sokak ve aynı alanlarda geçti.
Mustafa'nın çocukluğu bizim kuşak tarafından hep, kimsenin
sahip olmadığı 'bisikleti' ile anımsanır.
İlçemizin ilk ve en başarılı 'kalecisi' olarak bizim
yüreğimizde taht kurmuş ve arkamızdan gelen gençlere örnek
olanlardandır.
Sevgili Mustafa, lise eğitiminin son yıllarını Şebinkarahisar
İlçemizde tamamlamıştır.
Mustafa bu toplum için sanki 'sosyal etkinlikler' için
yaratılmış ender insanlardandır. Mustafa'nın toplumsal çalışmaları
çok zengindir. Çoğu insan onun belki de tiyatro oyunculuğu
yanını pek bilmez. Halbuki Mustafa'nın birde tiyatro oyunculuğu
yanı vardır.
1964 yılında Dereli'de amatör tiyatro oyuncusu olarak,
sahnelere de merhaba demiş. Hatta oynadığı 'hâkim' rolü,
hukuk adamını aşağılıyor nedeniyle küçük birde soruşturma
geçirmiş, fakat sonuç tatlıya bağlanmıştır.

Mustafa Dağ, bizim İlçemizin mahalle olarak da, federe
takım olarak da futbol takımımızın kalecisi olarak 'ilklere
imza atmıştır!.. Çok iyi bir kaleciydi Mustafa. Fakat eğitim
süreci renkli geçtiği için sürdüremedi 'lisansiyer' olarak
futbolu. Fakat gerek beyin olarak, gerek beden olarak bir
çoğumuz terk etsek de sporu, o ömrünün sonuna kadar terk
etmedi spor çalışmalarını.
Şunu tüm samimiyetimle belirtmek isterim ki çocukluk
ve gençlik yıllarımız dahil, birçok üstün ve farklılıkları
olmasına karşın, bir kez 'şımarıklık, kendini başkalarından
üstün görme alışkanlığına' rastlamadım ben Mustafa'nın.
Halbuki, yaptığımız hangi etkinlik olursa olsun, Mustafa
hepsinde başarılı oldu. Hepsinde de dikkat çekici üstünlüklere
imza atardı. Bir kere bizden yakışıklıydı. Sosyo-ekonomik
durumu iyiydi. Bizim hayal bile edemeyeceğimiz 'araç-gereç'
hepimizden önce o sahip olurdu. Kavgayı ve şiddeti hiçbir
zaman gündeminde tutmayan, yumuşak huylu, efendi bir kişiliği
vardı. Bütün buna benzer üstünlükleri olmasına karşın asla
şımarıklığına rastlanmazdı.

Mustafa Dağ, meslek diplomasını aldıktan sonra, bilindiği
gibi Fiskobirlik Genel Müdürlüğü'nde çalıştı önceleri. Buranın
siyasi karmaşasından mıdır bilmem, daha sonra Giresun Belediyesi'ne
girerek burada kaldı emekli olana kadar.
Mustafa'nın çalışma alanı, canlılar dünyasının bir parçası
saydığımız 'bitkilere hayat veren, onların dünyasını güzelleştiren'
bir ziraat mühendisiydi.
Fakat her ne hikmetse Mustafa bütün canlılar dünyasının
mutluluğu için adamıştı sanki kendini!.. Nelerin altına
imza atmadı ki?
Bir yandan asli mesleğini sürdürürken, bir yandan da
gazetecilik çalışması...
Fotoğrafçılık çalışması. Gazete ve dergilerde köşe yazarlığı!
Araştırmacılık, toplumsal çalışmalara 'yön verecek' dernek
faaliyetleri!
Şenlik ve festivallerin oluşmasında 'öncü kadroların'
içinde yer almak!

Kimsenin 'olmaz' dediklerini Mustafa inatçı kimliği ile
sanki yapacağı işin önüne düşerek 'Bak olabiliyor' dercesine
yeni projeler geliştirmelerini! Bugün Aksu Şenlikleri uluslar
arası bir anlayışla yapılıyorsa, bunun altında Mustafa Dağ'ın
imzası vardır.
Bugün Giresun Belediyesi Kültür Sanat Merkezi bir şeyler
üretebiliyorsa hakkını teslim edelim bunun altında Mustafa
Dağ'ın imzası vardır! (Ama son yolculuğunda, O Kültür ve
Sanat Merkezinden kimsecikler yok.!)
Konu buraya gelip dayanmışken, TEMPO Televizyonu'nu,
Mustafa Dağ' için yaptığı 'Belgesel Otobiyografi' çalışması
için de ayrıca kutluyorum!..
Yayla şenliklerinin yola çıkışında Mustafa Dağ!..
Dağlarımızı ve yörelerimizi hem tanımak, hem spor yapmak
için bütün spor yapmak isteyenleri bir gurup oluşturarak
'Cumartesi Yürüyüşçüleri'ni ortaya çıkaran yine Mustafa
Dağ!..
Bugün çağdaş şehir mimarisi ve yeşillendirilmiş bir alan
görebiliyorsak ilimiz içerisinde kimse 'inkar etmeye' kalkmasın
altında Mustafa Dağ'ın imzası vardır. Kaleyi ilimize gelen
konukları göğsümüzü gere gere gezdirebiliyorsak yine bu
projenin gerçekleştirilmesinde Mustafa Dağ'ın imzası vardır!..
Gördüğünüz gibi Mustafa Dağ'ı bir sayfaya sığdırmak olanaksız.
Onun için demek ki, bu anlatım burada sonlanmayacak!

Mustafa Dağ, tıpkı soy adına uygun bir biçimde, sevenlerinin
yüreğinde kocaman bir 'zirve' oluşturmuş, kocaman bir dağ
olmuştur!..
Mustafa Dağ, yaşadığı toplumun mutluluğu için patlayan
bir 'volkan' olmuş, bir 'yanardağ' olarak sevgi ve hizmet
'lavlarını' etrafına saçmıştır!
Şimdi onun açtığı 'Krater' çukurlar, bundan sonra bir
göl olacaktır!
Ve Mustafa Dağ, fiziki olarak aramızdan ayrılsa da, gönlümüzde
ve yüreğimizde ebediyen yaşayacaktır!
Allah rahmet eylesin.
Sevenlerinin başı sağ olsun!
-------------------------------------------------------------------------
Kaynak: Giresun Dergisi (Yıl:21 Sayı:237 Ekim 2007)
|